bugün günlerden pazartesiydi. benim okul günüm. izin günüm demiyorum bakın; okul günüm. insanın izin günü rahat geçirdiği, dinlendiği, işlerini hallettiği, arkadaşlarını gördüğü sevimli bir gündür değil mi? işte benim için henüz öyle günler yok...
bugün pazartesiydi, sabah yine erken kalktım, sabah yine duş aldım, sabah yine kadıköye gittim, sabah yine keyfim piç oldu... normalde pek sevgili arkadaşlarımdan biri ile okula gittiğim için iett araçlarını kullanma ihtiyacı duymuyordum. ama bugün tek kaldım, bir başıma kaldım, yalnız kaldım. ve o kritik kararı aldım; ben bugün okula E-10 ile gitmeliyim! adama "manyak mısın" diye sorarlar. "hayırdır kendine heyecan mı arıyorsun" diye sorarlar. nitekim heyecanımı buldum da, bir nevi bela kıvamında.
size biraz E-10'dan bahsetmek istiyorum. Okan Üniversitesi öğrencilerinin zengin olmayan, burslu okuyan kesimi için E-10, okula ulaşım aracıdır, onların servisi, onların özgürlüğü, onların kıymetlisidir. E-10 normalde sabiha gökçen havalimanı aracıdır fakat yoğun istek üzerine okan üniversitesine de uğraması sağlanmıştır. daha sonra bu aracı çok fazla kişinin kullanması üzerine izdihamlar yaşanmasıyla beraber sefer sayısı artmıştır, fakat körüklü araç kullanılmadığı için artan bu sefer sayıları da bir sikime yaramamıştır. verilen dilekçeler, aranan müşteri hizmetleri nafile, iett kendi bildiğini okumuştur hep...
bugün pazartesiydi. sabah kadıköye gittim, E-10 sırasına girdim. zaten o noktada sıranın uzunluğunu görünce oturamayacağımı anladım. otobüsün kapıları açılmadan önce kendimi nereye istiflesem diye düşünmeye başlamıştım bile. dedim ki içimden; "madem ayakta kalıcam, büyük ihtimalle bu otobüs çok dolucaktır. salak saçma bir yerde durup kendimi rezil etmeye gerek yok. öncelikle totoyu sağlama alıyım. ortada da kalmak istemiyorum, o zaman cam kenarında bir yerlere konumlandırmalıyım kendimi." düşünceleri geçti. otobüsün kapıları açıldı, sıra yavaş yavaş içeriye ilerledi ve ben bindim.
orta kapının oraya gittim, sırtımı kapının arkasında oturanların önündeki cama yasladım ve konumumdan gayet memnun bir şekilde binenleri izlemeye başladım. yaklaşık 5 dakika sonra araç hareket etti dolu bir şekilde. E-10'u kullananlar bilirler, okan üniversitesine ulaşana dek yaklaşık 20-25 durak vardır ve bugün günlerden pazartesi, önünde okan üniversitesine gider yazılı aracımız tüm duraklarda durdu.
içeride abartmıyorum 120-130 kişi halinde üniversiteye geldik. yolculukta yaşananlar, gençlerin şöföre isyanları, şöförün önden binilebilecek yer kalmadığı için her seferinde arka kapıları açması üzerine kendinden geçen gençler... otobüsten inmeden önce en son burnum bir kızın omzunda, göbeğim şişman bir çocuğa dayanmış, ellerimi koyacak yer bulamamış ama sırtım cama yaslı halde totoyu sağlama almış bir vaziyetteydim. yanımda komik bir çocuk vardı, en son arkadaşlarına küfür ediyordu ki haklıydı çünkü onun durumu benden de kötüydü. ben o küfür ettikçe gülüyorum, bir yandan da salak görüntüme kahkaha atıyorum. istanbulda yaşadığım süre içerisinde en kritik toplu taşıma deneyimlerimden biriydi.
sadede gelmek gerekirse. bu gençlerin hali harap! iett eğer bu hatta körüklü araç koymamakta ısrarlıysa; bence otobüse binerken kesinlikle kızlara ertesi gün hapı, erkeklere de prezervatif dağıtmalılar. dar alanda kısa paslaşmaların başka bir açıklaması olamaz diye düşünüyorum. hamile kalınsa kalınır yani o derece bir durum söz konusuydu araçta. madem ki çıkar yolu olarak körük koymuyorlar, bence benim fikrim herkes için en iyi çözüm olacaktır.
bir sonraki kullanıp kullanmama konusunu çok düşüneceğim E-10 seferini her gün kullanmak zorunda olan arkadaşlarıma hayatta başarılar diliyorum. her şey gönüllerince olsun. onları üzmeyin, aksine sevin. mağdurdur onlar, hakları yenilmemelidir. iyi geceler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder